Bulunan Haber Sayısı: 38.562
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`dan `terör örgütü` iddiasına tarihi cevap: İftiranızı aynıyla alnınıza yapıştırıyorum


Özgür basına darbe operasyonunda gözaltına alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, hukuk dışı bir sorgu sürecinin ardından serbest bırakıldı. Bir dizi senaryosundan örgüt çıkarma çabasına sert tepki gösteren Dumanlı, şöyle haykırdı: “Bana terör örgütü üyesi diyenlere aynıyla iade ediyorum, Zaman`a terör yayını diyene aynıyla iade ediyorum. Silahlı terör örgütü arayanlar uzaklara değil, yakınlarına baksın. Teröristleri baş tacı eden, Türkiye`nin has ve has evlatlarına terörist diyen siyasetçilere ve kalemlere söylüyorum, bu iddiayı aynıyla alnınıza yapıştırıyorum.`Medyaya darbe operasyonunda gözaltına alınan ve hukukçuların `komedi` olarak nitelendirdiği suçlamalara maruz kalan Zaman Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, yeterli delil bulunamadığı için serbest bırakıldı. Ancak mahkeme, yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Dumanlı, duruşma salonundan çıkışı sırasında adliyenin içerisi `Özgür basın susturulamaz` sloganıyla inledi. Çağlayan Adliyesi`nden ayrılırken de on binlerce kişinin sevgi gösterisiyle karşılandı. “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları altında konuşma yapacağı alana ulaşmakta güçlük çekti. Sözlerine “Sizin çok yakından gördüğünüz ve izlediğiniz gibi Türkiye bir tiyatro seyrediyor.” ifadeleriyle başlayan Ekrem Dumanlı, yolsuzlukları gizlemek için medyaya darbe operasyonu yapıldığını anlattı. Kendisi ve Zaman Gazetesi hakkında atılan `terör örgütü` iftirasını sahiplerine iade eden Dumanlı, özetle şöyle konuştu:TÜRKİYE BİR TİYATRO SEYREDİYORSizin çok yakından gördüğünüz ve izlediğiniz gibi Türkiye bir tiyatro seyrediyor. Kendi ayıplarını, kendi günahlarını, kendi yolsuzluklarını gizlemek için sansasyonel bir hadise çıkarmak isteyenler Zaman Gazetesi ve Samanyolu`nu hedef alarak, basın özgürlüğünü tehdit altına alarak, Türkiye`yi dünyaya rezil etmeyi göze alarak bir gazete binasına baskın düzenlediler. Bir gazetenin genel yayın yönetmenini gözaltına aldılar. Algı operasyonunun hedefi belliydi. Kendi ayıplarını gizlemek için vatanın evlatlarını feda ettiler. Gözaltına alındığıma üzülmedim. Basın özgürlüğünün aldığı yara, beni ülkem adına daha da üzdü. Bana terör örgütü üyesi diyenlere aynıyla iade ediyorum, Zaman Gazetesi`ne terör yayını diyene aynıyla iade ediyorum. Allah`tan korkun, 20 yıldır gazetecilik yapan, herkesin gözü önünde yaşayan bir insana, meslektaşlarıma, arkadaşlarıma terör örgütü ile ilişkilendirenlerin ister gazeteci olsun ister siyasetçi olsun, ister kral olsun aynıyla iade ediyorum.KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOKAçıktan açığa dedik ki gözaltına alınmaktan korkmayız. Hapse girmekten de korkmayız. İdam sehpasına çıkılacaksa adeta düğüne gider gibi de korkmayız. Herkes sussa basın susmaz. Herkes korksa medya korkmaz. Medya da korksa Zaman korkmaz. Emniyette de adliyede de aynı şeyleri söyledik. `Bir suçumuz varsa feda olsun. Hayatımız da feda olsun. Özgürlüklerimiz de feda olsun.` Bunu neden bu kadar rahat söylüyoruz? Çünkü bir suçumuz yok. Kimseye diyet borcumuz yok. Hiçbir kanunsuz işimiz yok. O yüzden zalimlere boyun eğmek yok.TALİMATLA HABER YAZMAYIZHaber yazarken kimseden talimat almadık. Eğer alsaydık karakolda olmazdık. Talimat alanlar şimdi purolarını içiyorlar. Talimat alanlar, ayaklarını ayaklarının üzerine atmış köşklerinde, villalarında, yatlarında, yalılarında, hüküm sürüyorlar. Sürsünler. Biz talimatla yazı yazmayız. Talimatla konuşmayız. Şimdi elde somut bir şey olmayınca, gerçekten somut bir şey yok.SENARYODAN ÖRGÜT ÇIKARMAYA ÇALIŞTILARSavcının yönelttiği sorular komediydi. O soruları siz de gördünüz. Falan yazar şunu yazmış talimat verdiniz mi? Meslektaşlarım size soruyorum, hangi yazar talimatla yazar? Bizi neden kendinizle karıştırıyorsunuz? Bizde satılık kalem yok. Bizde kiralık kalem yok. Üstelik Hürriyet gazetesi yayın yöneticisi (Ertuğrul Özkök) de o konuda yazı yazmış. Bu nasıl bir hukuk mantıksızlığıdır ki internet sitesinde çıkan bir konuşmayı haber yapmak, o yapılan konuşmaya bir yorum yapmak terör örgütüyle ilişki haline getiriliyor. Demek ki suç yok. Suç olmayınca suç uydurulur. En sonunda savcı beye dedim ki, `Sayın savcı bütün şu günlerdir bize yapılan şu muamelenin sebebi iki yazı bir haber mi?` `Evet` dedi. Elinizi vicdanınıza koyun, iki tane yazı yazıldı diye, yazılarda da hiçbir şey yok, genel yayın yönetmeni olan bir adam günlerce karakollarda, adliyelerde süründürülür mü?Despotizme teslim olmayacağızBu süreçte destek veren gazeteci, medya yöneticisi, aydınlara teşekkür ediyorum. Demek ki bu ülkede mertlik ölmedi, delikanlılık ölmedi, cesaret ölmedi. Ben `hele şu mesele bitsin` diye masanın altına saklanan sevgili meslektaşlarıma da sesleniyorum. Masanın altında sonuna kadar saklanamazsınız. Bu ülke despotizme teslim olursa bunun diyetini her vatandaş ödeyecektir. Despotizme boyun eğmek yok. Zorbalığa boyun eğmek yok. Demokrasiden geriye adım atmak yok. Özgürlükten geriye adım atmak yok. Yezidlere teslim olmak yok. Lütfen bu ülkeyi seven sağcısıyla, solcuyla, demokratıyla, liberaliyle, AK Parti`ye oy vereniyle vermeyeniyle, CHP`ye oy vereniyle vermeyeniyle, MHP`ye oy vereniyle vermeyeniyle bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum; Türkiye`de demokrasi ve fikir özgürlüğü ciddi bir tehdit altındadır. Sahip çıkın gazetelerinize, yazarlarınıza, medyanıza sahip çıkın. Çünkü despotizmin duracağı bir durak yoktur. Türkiye`yi 5. sınıf bir Ortadoğu ülkesi haline getirmek isteyenler, Türkiye`yi bir istihbarat ülkesi haline getirmek isteyenler, Türkiye`yi yeniden faili meçhuller ülkesi haline getirmek isteyenler şu meydana bakın ve haddinizi bilin. Kimse teslim olmayacak. Bu ülkedeki hiçbir düşünce, sağcısıyla solcusuyla hiçbir fikir despotizme teslim olmayacaktır. Buraya kadar gelip günlerce bekleyen sabırla bize destek veren dünyanın dört bir tarafından dua eden, dualarını bizlere gönderen annelerimize, bacılarımıza, genç kardeşlerimize, arkadaşlarımıza hepinize selamlarımı saygılarımı sunuyorum. Allah`a emanet olun.İçimde burukluk var, Hidayet Bey de burada olmalıydıDeyin ki `1-2 saat önce dünyaya gelmiş bebeğini görmeye gideceksin mutlu musun?`, `Adını Saadet koymuşsun, saadet duyar mısın?` Duymam. İçimde bir burukluk var. STV yöneticisi ve benim değerli arkadaşım Hidayet Karaca da burada olmalıydı. Hidayet`in suçu nedir? Bunlar suç olmaz, bunlar suç olursa Türkiye`de bütün dizilerin tutuklanması lazım. Senaristlerin tutuklanması lazım, oyuncuların tutuklanması lazım, kurgusal şeyleri gerçekmiş gibi sayıp onun üzerine ahkam kesip oradan bir silahlı terör örgütü çıkarmak bir hukuk ayıbıdır. Tarih silmez bunu. Hidayet Bey`e bir leke gelmez. Ama bu iddiayı atanların alınlarında bu leke ömür boyu durur. Arkadaş `Tek Türkiye` dizisi sizi ne kadar da rahatsız etmiş. Parçalanmış Türkiye ideali Tek Türkiye`den ne kadar da korkmuş. Ne zaman dizi senaryolarından terör örgütü çıkarır oldunuz? Böyle bir soytarılık olur mu? Ben evet, suçum olmadığı için salıverildim, hak yerini bulmuştur amma eksiktir, yanlıştır. Samanyolu`na yapılan muamele yanlıştır, Zaman`a yapılan muamele yanlıştır. Hidayet Bey`in tutuklanması yanlıştır. Bakın onun arslan oğlu burada. O artık hepimizin evladıdır. Yahu Allah`tan korkun insan bir dizi senaryosundan ötürü bir kanal yöneticisini hapse atar mı? Türkiye`nin geldiği duruma bakın.Yol arkadaşlığı yaptıysak, demokrat zannettik de yaptıkBirileri ile yol arkadaşlığı yaptıysak onları demokrat, özgürlükçü zannettik de yaptık. Bu ülkeye gönül verdiler diye yaptık. Türkiye`de demokratik reformları yapar diye yaptık. Yolculuk yaptığımız insanların bir zaman sonra Türkiye`nin yörüngesini değiştirip u dönüşü yaparken bizi de yanında görmek istemelerini hayretle karşılıyorum. Demokratlığa devam ettiniz de yanınızda durmadık mı? Reformlara devam ettiniz de desteklemedik mi? Avrupa Birliği yolunda ilerlediniz de alkış tutmadık mı? Nerede bir yolsuzluk, nerede bir usulsüzlük, nerede bir adam kayırma, nerede bir özgürlüğü kısıtlama söz konusuysa hemşehrim biz orada yokuz dedik. Yokuz diyeceğiz. Bu bir suç mudur? Düne kadar alkışlanıyorduk. Düne kadar saygın gazeteciler muamelesi görüyorduk. Biz yolsuzluk dediğimiz diye, bu işte yokuz dediğimiz diye şimdi bir anda terör örgütü üyesi mi olduk? Bu nasıl bir tutarsızlıktır, kalleşliktir. Bu ülkede demokrasiden geriye dönüş yok. Özgürlüklerden geriye dönüş yok. Fikir hürriyetinden geriye dönüş yok. Adaletten geriye dönüş yok. Cesaretten geriye dönüş yok. Korkaklar kaçıp gidebilir. Ama bu can bu tende olduğu müddetçe ne acizane ben susarım, ne Zaman gazetesinde çalışanlar susar.Terör örgütü arayan etrafına baksınSilahlı terör örgütü arayanlar uzaklara değil, yakınlarına baksın. Teröristlerin baş tacı edildiği Türkiye`nin has ve has evlatlarına terörist diyen siyasetçilere ve kalemlere söylüyorum, bu iddiayı aynıyla alnınıza yapıştırıyoruz. Cebinde tırnak makası taşımayan insanlara terörist diyenler Allah sizi bir an önce ıslah etsin. Fikir namusumuza sürülmüş bir lekedir. Aynıyla o lekeyi atanlara iade ediyorum.TÜRKİYE`DE ARTIK KİMSE GÜVENDE DEĞİLNezarethane -7. katta. Madem bu nezarethaneyi yaptın insan iki petek koymaz mı? Duvardaki yazıları okudum. Demişler ki: Haram lokma yemedik, kendileri çekip gitmiş ama arkalarında o cümle kalmış. Algı operasyonunun ardından Türkiye`de kimse güvende değil. Her an herkesin karşısına ihbar mektubu, bir tetikçi çıkabilir.


20 Aralık 2014 Cumartesi  04:41

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı: Terör örgütü suçlaması için akıllarını kaybetmiş olmaları lazım...


Özgür medyayı hedef alan 14 Aralık operasyonunda gözaltına alınan ve bugün serbset bırakılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Bugün TV`de Tarık Toros`un sorularını cevapladı.Değerli gönül dostum arkadaşım Hidayet Karaca ile el ele tutuşarak çıkmayı çok istiyordum. Hâkim önce benim için kararı söyledi. Benimle ilgili karar çıkınca hidayet bey beni tebrik etti. Hidayet beye terör örgütü yöneticiliği suçlaması yeryüzünde yapılabilecek en büyükiftiralardanbirsidir. Onunla ilgilikarar okunurken elinden tuttum sarıldık. Ona dedim ki ya beraber çıkmalıydık ya beraber kalmalıydıkdedim.12 Aralık Cuma günü ben Hidayet beyin adliyeye gittiğini bilmiyordum. Başsavcı ile görüşmüşler. Başsavcı başka bir savcıya yönlendirmiş. Onun odasına gitmişler. Biz öğlenden sonra oraya vardık. Bizim avukatlarımız da başsavcı Hadi beyin yanına çıktı. Onun kesin sözü hakkınızda böyle bir soruşturma yok. Bu inandırıcı mı? Bana göre inandırıcı çünkü Hadi Bey görevi başladığında basın mensupları ile görüşmüştü. O zaman benden habersiz hiçbir savcı soruşturma başlatamaz dedi. Biz tabi güvendik. Hakkımızda herhangi bir soruşturma yoktur dedik. Bir gün sonra tekrar internetler karıştı. Yine listeler yayınlandı. Baktık ki işin bir rasyonalitesi var. Bazı meslektaşlarımız bir twitter fenomeninin attığı üç beş tweetle bu kadar yaygara falan dediler. Biz birkaç tweet üzerine yol çıkmadık. Sağdan soldan yaptığımız araştırmada operasyonun yaklaştığı teyidini aldık. Biz bekledik sabah 6.30 da kapımıza dayandırdılar. Bazıları neden gazetede bekledi diyor. Arama emri hangi adrese yazıldıysa ben o adreste bekledim. Zaten bir kaç gün sonra bebek bekliyorum. Neden evi telaşa vereyim.“Biz samimi insanlarız şov yapmaya ihtiyacımız yok”Gazeteden bizi derdest yaparak emniyete götürmek istendi. Bu mesele internet de yaygınlaştırdığı zaman insanlar gazetenin önüne gelmeye başladı. Muhabirimiz tasarımcımız, matbaadan çalışanlar herkes gazeteye gelmeye başladı. Çalışan arkadaşlarımızın demokratik tepkisi herhangi bir temas yok. İlk gelen ekip burada sıkıntı çıkacak diye geri döndüler. Öğle vakti geri geldiler. Herkesin gözü önünde bizi aldılar. Biz samimi insanlarız şov yapmaya ihtiyacımız yok. Olay aynen böyle gelişti. Yani arkadaşlar bizi 8.30 isteseydi biz hazırdık zaten. Onlar arabaya gidip bir yetkiliyle görüştürler. Bir ara çevik kuvvet gelecek öyle alacaklar denildi. Dedik gelirse gelir biz bu ülkede hayatını kalemiyle yaşayan insanlarız.En çok etkileyen şey ben açık söyleyeyim ben hazırdım zaten. Haydi, gidelim dedik bazı arkadaşlar, muhabir arkadaşlar gördüm. Bazılarını uzaktan tanıyorum. Yeni muhabirler gördüm. Nasıl gözyaşı döküyorlardı. Bir ara içim burkuldu, gözüm dolacaktı. O insanların bir suçu yok. Bu gazetenin dışı da içi de aydınlıktır. Sevgi saygı esası vardır. Benimle teması olmayan çok arkadaşlar gördüm hatta bazıları çocukları ile gelmişti. Üzülmeyin dedim Allah emanet olun dedim. Onların kardeşlik halleri... Ekrem abi Allah`a emanet daha önce böyle bir slogan duymadım. Nezarethaneye girdiğimde abdest almaya gittim. O esnada o slogan kulağıma geldi. Sonra gözlerimin önünden o ağlayan arkadaşlar gördüm.Polis otosuna bindiğimde yanımda bir avukat arkadaş vardı. Ben emniyet görevlilerin başındaki arkadaşımıza sana zahmet oldu dedim. Oda beyefendi bir insandı. sağ olsun biz görevimizi yaptık dedi.Tahşiye, vahşiye neyse o ben o olayı şöyle hatırlıyorum Bazı inanan insanların evine silah koyulacak. İhbar edilecek. Benim aklımda Hizbullah olarak kalmış. Ama olay aklımda hocaefendinin herkul.org sitesine dinlediğim sohbetinde silah koyulacağı. Ama önce sanki onlardanmış gibi yapılacağı. Hocaefendiye ait bazı sohbet kasetlerin o evlerde olacağı... Oraya silah koyup ihbar yapılacağı bu benim aklımda tabi ki bu çok vahim bir iddia. Bunun bir örgüt olduğu adının tahşiye olduğu hiç bilmiyorum. Burada enteresan olan bizimle ilgili ortaya atılan iddiaları göremiyoruz. Diyorlar ki kısıtlama getirildi. Kısıtlama demek bütün dosyayı tamamen kapatmak değildir. Hiç insanlar kendi haklarındaki iddiayı görmeden nasıl savunma yapacak. Biz hâkim önüne çıkana kadar bir şey göremedik.Günlerce güneş yüzü görmeden kaldık. Saat yok, saatnezaretegirerken alınıyor. Saat mefhumu yok. Oradaki görevli insanlar saat soruyorduk söylüyorlardı. Ona göre namazları kaçırmamaya çalışıyorduk.Zaman kavramının kaybolduğu, yakınlarınız ile görüşemediğiniz bir ortamda iğne ile kuyu kazıyoruz. İlk gözaltına alınan ifadelerde sorulan sorulardan bir çıkarım yapmaya çalışıyoruz. Savcılar geldi emniyette ifade aldılar. Ben hukukçu arkadaşlara sordum olabilir ama tehammülere aykırı dediler.Adalet sarayı diye bir yer yapmışlar. Eksi yedi de insanları gece orada tutuyorlar. Ben o eksi yediyi sahurda gözaltına alınan polislerde görmüştüm. Kader bana dedi ki sen orada bir kal. Buradan da adalet sarayının yöneticilerine söylüyorum. Sarayda yaşayanların eksi yediyi unutması şart değil. Madem insanlar orada kalıyor. Oraya insan bir kalorifer koyar, insan oraya yatacakbir şeykoyar. Emniyetteki nezarethane adliyedekinden çok çok iyiydi.Bana Hidayet beye silahlı terör örgütü suçlaması yapmak için insanların vicdanlarını, akıllarını kaybetmesi lazım. Bir yamuğumuz olmasa kimse görmese yamuklar görür. Bu iddiayı köşe yazısı olarak yazanların ahireti düşünmesini öneririm. Nuh Albayrak gibi benim çok kadim bir dostum, beraber namaz kıldığım arkadaşım inlerine girdik diye başlık atmış. Eğer o atmışsa çok ayıp. Sen o in dediğin yere 50 kere geldin. Hocaefendiyi beraber ziyaret ettik. O Hasan Karakaya denen o adamda oradaydı. Nuh`ta oradaydı, Karaalioğlu`da oradaydı. Bülent Arınç`ın sözlerini hatırlayın. Şimdi ne oldu?Ben savcıya dedim ki tahşiye diye bir şeye bardı yoktu ayrı tartışma siz benim burada yerimi söyler misiniz? Ben ne yapmışım? Zaman gazetesinde Hüseyin Gülerce, Ahmed Şahin yazı yazmış. Birde herkul.org`da hocaefendinin tahşiye ile ilgili sohbeti... Konuda tahşiye değil. Bunu haber yapmışız. Bunu ben mi haber yaptım sadece. Vatan gazetesi de yapmış. Ben yazı yazmamışım. Bu nasıl şey?Savcının sorduğu sorular ortada. Bizim avukatların eline geçmeden yandaş medyanın eline geçmiş. Sordukları sorular absürt. Bana dershanelerle ilgili niye yazı yazdın? Ben üniversiteyi bitirdikten sonra dershanecilik yaptım. Bunu Tayyip Erdoğan`a yüz yüze söyledim. Dershaneler bu ülkede büyük bir boşluğu dolduruyor. Zengin çocukları zaten özel okulda okuyor. Fakir çocukları devlet okulunda okuyor. Bu fakir çocukları aldıkları dershane eğitimi ile arayı kapatıyorlar. Bu dershanecilik bir fırsat eşitliği. Bunu neden yazdınız diye sorumu olur kardeşim sana mı soracağım ne yazacağımı... Bana yayın dışında herhangi bir soru yok.Ahmet Şık`ın tweetini görünce `Mertlik yapmış` dedimAhmet Şık`ın tweetini görünce `Mertlik yapmış` dedim. Delikanlı arkadaşmış, tebrik ediyorum. Bizdeki zihni arka planı iyi anlamak lazım. Hata etmişsek bile ona binaen hata etmişizdir. Ben 16 yaşında askeri darbeyle bizzat karşılaştım. Nasıl işkenceler yapıldığını gördüm. Darbelerle büyüdük. Darbenin içinde de hep medyayı gördüm. Biz de bu gazetecilerle darbecilerin bir ilişkisi var mı diye düşünmüş olabiliriz. Ama şimdi 28 Şubat`ta askerlerin önünde el pençe divan duranların kendileri geçmişle hesaplaşmadan bizi eleştirdiğini görüyorum.28 Şubat dosyasını sallandırmalarının tek sebebi medyaya korku salmakŞimdi arşivlerden 28 Şubat dosyasını sallandırmalarının tek sebebi de korku salmak. Çevik Bir nerede şu anda? Serbest. Askerlerin hepsini saldınız. Kime tiyatro yapıyorsunuz. Medyayı susturmak istiyorlar. Korkunun sonu yok.


20 Aralık 2014 Cumartesi  04:05

Hürriyet

Manşet - Serbest bırakılan Ekrem Dumanlı önce konuştu sonra bebeğine koştu


14 Aralık soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve az önce serbest bırakılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı konuşuyor.


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:30

ODATV

Gündem - Fethullah Gülen`i verecek misiniz


ABD bu soruya ne yanıt verdi


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:30

Radikal

Türkiye - Bu ayakkabıları aldıysanız dikkat!


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle imha edilmesi gereken, Denge Enternasyonel Ayakkabıcılık İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.`ye ait ayakkabıların Bakanlık tarafından iç piyasadaki gerçekleştirilen denetimlerinin sonuçlandığını açıkladı.


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:30

Zaman

Manşet - Zehirli ayakkabı denetimleri sonuçlandı


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle imha edilmesi gereken ayakkabılara ilişkin denetimlerin tamamlandığını, Denge Enternasyonel Ayakkabıcılık`a 456 bin 840 TL idari para cezası kesildiğini bildirdi.Erenköy Gümrük Müdürlüğü denetimi altında faaliyet gösteren bir antrepoda muhafaza edilen, tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle imha edilmesi gereken, Denge Enternasyonel Ayakkabıcılık`a ait ayakkabıların Bakanlık tarafından iç piyasadaki gerçekleştirilen denetimleri sonuçlandırıldı. Denetimler çerçevesinde numune alınan 15 model ayakkabıdan, ilgili tebliğlerde belirlenen kimyasal kısıtlamalara uygun olmadığı tespit edilen 12 model ayakkabı için 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun`da belirtilen idari işlemler gerçekleştirildi.İlgili mevzuat çerçevesinde söz konusu ürünlerin piyasaya arzı yasaklanırken ve firmadan piyasaya arz edilmiş ürünleri toplatarak imha etmesi, ayrıca iki gazete ve televizyon kanalında gerçekleştireceği ilan suretiyle tüketicileri bilgilendirmesi istendi.Söz konusu firmanın 13 Aralık 2014 tarihinde, Basın İlan Kurumu tarafından belirlenmiş olan 2 gazetede ve 2 televizyon kanalında 7 model ayakkabı için ilan yükümlülüklerini gerçekleştirdiği anlaşıldı. İlanlarda ürün fotoğraflarına, tüketicilerin ürünleri iade edebilecekleri adrese ve iletişim bilgilerine yer verildi.Daha önce güvensiz olduğu tespit edilmiş 7 model ayakkabı için toplam 266 bin 490 TL idari para cezası verilen firmaya, güvensiz olduğu tespit edilen 5 model ayakkabı için de 190 bin 350 TL idari para cezası kesildi. Güvensiz bulunan ürünlere ilişkin ilan süreçlerinin tamamlanmasından sonra mevzuat gereği söz konusu ilanlara Bakanlığın web sayfasında da yer verilecek. (ANKA)


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:30

Hürriyet

Manşet - BMW`den akıllı saatle park etme dönemi



20 Aralık 2014 Cumartesi  10:12

Anadolu Ajansi

Son dakika - Dünyada 2014 böyle geçti


2014`te dünyada savaş, çatışma, terör saldırıları yaşanırken, Suriye`deki iç savaş, IŞİD terör örgütünün saldırıları ve Ukrayna`daki çatışmalar dünya gündeminde öne çıktı.


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:12

Anadolu Ajansi

Son dakika - `Zehirli` ayakkabıların denetimleri tamamlandı


Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle imha edilmesi gereken ayakkabılara ilişkin denetimlerin tamamlandığı, ilgili firmaya 456 bin 840 lira para cezası kesildiği bildirildi.


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:12

Zaman

Manşet - Mehmet Şimşek: IMF`ye borç vermedik, ilave vergiler gündeme gelebilir


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye`nin şu an itibarıyla IMF`ye herhangi bir borç vermediğini bildirdi. Bakan Şimşek Gelir Vergisi Tasarısı`yla lüks tüketime yönelik ilave vergilerin gündeme gelebileceğini söyledi.Maliye Bakanı Şimşek, Genel Kurul`da dün milletvekillerinin sorularını yanıtladı.Vergiyi tabana yayarak, birtakım istisnaları ve imtiyazları kaldırarak vergilendirilmemiş bazı alanları vergilendirerek bu reformun uygulanmasıyla birlikte kamu gelirlerini artıracaklarını belirten Maliye Bakanı şöyle dedi:`Mesela, şu anda gayrimenkulleri beş yıl elinizde tuttuğunuz zaman ne kadar kâr ederseniz edin bir vergilemeye tabi değildir ama mesela bizim getirdiğimiz Gelir Vergisi Tasarısı Meclis tarafından kabul edilirse belli oranlarda, tabii ki enflasyon düşülecek vesaire ama yani sonuçta reel kazanç üzerinden belli oranlarda biz vergiye tabi tutacağız. İlk defa bu gelecek ama buna ilaveten, dediğim gibi, şu anda özellikle ilave bir çalışma söz konusu. Bu, belediyelerin, işte yarattığı rantlar üzerinde vergilendirme, mesela emsal artışı gibi vesaire gibi konular ama bunlar detaylandırılacak tabii ki takdir ederseniz.Bir de lüks tüketime yönelik belki ilave vergiler gündeme gelecek.Zaten, biliyorsunuz, son yıllarda motor hacmi büyük olan, örneğin taşıtlara biz getirdik. Şimdi bunun benzeri diğer alanlarda da birtakım çalışmalar yapılacak -yakın dönemde, biliyorsunuz, değerli taşlar üzerinde daha önce ÖTV vardı ve çok sınırlı bir gelir elde ediliyordu ama şimdi KDV`yi getirdik- ve dolayısıyla bu türden düzenlemeler diye bakmak lazım, o çerçevede görmek gerekiyor.`-`IMF`YE HERHANGİ BİR BORCUMUZ KALMAMIŞTIR`-Geçen sene mayıs itibarıyla bizim IMF`ye herhangi bir borcun kalmadığını belirten Maliye Bakanı Şimşek, `2003 başı itibarıyla IMF`ye borç stokumuz yaklaşık 23,5 milyar dolar civarıydı. Onu da ödedik` dedi.-`IMF`YE HENÜZ BİZ BORÇ VERMEDİK`-MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık`ın, `Borç verdik mi efendim, biz 5 milyar lira borç verdik mi şu anda?` sorusuna da Maliye Bakanı, `IMF`ye henüz biz borç vermedik` yanıtını verdi.Türkiye`nin IMF`den aldığı borç miktarına ilişkin de bilgi veren Maliye Bakanı şöyle dedi:`2003 yılında IMF`den kullanım yani Türkiye`nin aldığı borçları söylüyorum, 1 milyar 770 milyon dolar. 2004 yılında kullanım 1 milyar 233, 2005 yılında 2 milyar 380, 2006 yılında 3 milyar dolar yaklaşık olarak söylüyorum, 2007 yılında 1 milyar 184, 2008 yılında 3 milyar 463. Şimdi toplam kullanım bu dönemde 12 milyar 783 milyon dolar fakat net kullanım bu dönemde yani yaptığımız geri ödemeler ve bu kullanımları da dâhil olmak üzere -29 milyar dolar dolayısıyla, AK Parti hükûmetleri döneminde faiz hariç net kullanım -24 milyar dolar. Dolayısıyla, bizim net olarak faiz hariç ödediğimiz bu dönemde, bu kullanımları da çıkartırsanız 24 milyar dolar.En son 2012`de 864 milyon dolar borcumuz varmış, 2013 itibarıyla biz bunu sıfırladık.` (ANKA)


20 Aralık 2014 Cumartesi  10:11

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

star tv haber arşivi 26 aralık 2009  çekiliş sonuçları 13 ocak 2011 perşebe  çeklere gelen hapis affı 20 mayıs 2009  23 ocak 2010 habertürk gazetesi İstanbul eki  saadet zinciri haberi  yeni asır gazetesi 12 03 2007  ara haber  01 04 2009 show tv ana haber bülteni  1 aylik hava durumu afyon  01 12 2005 show tv haber video izle  hain alex  sabah gazetesi ankara eki arşivi 29 temmuz  18 01 2009atyarışsonuçları  domuz gribi röpötajları  çekiliş sonucu  01 08 zmir trafik kazasi mert  21 04 2009 foxon ana haber izle  31 mayıs pazar günkü hürriyet gazetesi arsiv  çek yasa tasarısı  kanada i  çankırı 2000  hürriyet gazetesi bulmaca 08 mayis 2012